Okuduğum şiirlerin birinde görmüştüm ilk seni, küçüktüm, daha ne olduğunu bilemedim.Hangi mısrayı okusam hep anlayamadığım bir şey olmuştun, sonra bir baktım her yol sana çıkar olmuş.Savaşlarda bile seni arar olmuş insanlar, filmin birinde görmüştüm seni, çok oldu anlamıyordum, kimse de anlatamıyordu.Çocuktum daha, en arka sırada oturan kız yüzüme güldüğünde görmüştüm seni, umutsuzca bakmıştım sana ve içimde ki bütün yollar sana çıkar olmuştu.Ben anlamıyordum seni ve sen içimi ısıtırken ben adını bile bilmiyordum.Sakızların içinden çıkan kağıtlarda görmüştüm seni, iki el vardı birbirine sımsıkı bağlanan ve ben adını hiç bilmediğim zamanlarda öğrendim seni...
Yağmurlu sabahlardan korkarak uyanırdım hep ve her uyanışta aklıma ilk sen gelirdin.Güneşin açmadığı sabahlarda belki de hiç açmayacağı pencerelerden ilk sana bakmıştım.Ben adını ilk duyduğumda korkmuştum senden, adın acıya, adın mutluluğa biraz da hasrete işaretmiş.Korkulu zamanlarımın ilk durağı olmuştun, ben her korktuğumda sana sığınırdım, senden korktuğum zamanlarda ise kendimden kaçar olmuştum...
Gökkuşağını ilk gördüğümde anlamıştım senin ne kadar özel olduğunu, ama kimseye anlatamamıştım.Ben 13 yaşındaydım seni okuduğumda, anlamadığım sözlerin arasından sana uzanıyordum, sen ise bana hep uzaktın.Önce isimlerle girdin hayatıma Nazlı oldun , Sevimli oldun bazende dilimdeki Ezgi oldun.Vazgeçilmeyecek zamanlarda vazgeçtiğim oldun ya da vazgeçilen oldum.Şarkılar hep senin için çalındı, biz ise müzikalinde oynayan figüranlar gibiydik.Hiçbir şarkıda kahraman olamadık, her şarkıyı sen başlattın perdeyi biz kapattık...
Cami avlusuna bırakılan bir çocuk kadar yalın girmiştik bu yola, kimse bilmedi ne olacağımızı, kim olamayacağızı, tek dert nasıl başlayacağı sonra ise nasıl bitireceğimiz.Güvensizdik çoğu kez, karşımızdakine değil de hayata güven duymadık.Her birimiz korkaktı, geceleri gördüğümüz kabusları bütün güne yayarken umutsuzlaştık.Dizilerden bir parçaydık çoğu kez, kızlar Latin dizilerinde ki aşkın peşinde biz ise Yeşilçam dizilerinin gururluluğunda.Çoğu kez tamirci çırağı olduk, onlar ise zengin ailenin biricik kızı oldular...
Bütün mecazlardan kaçarak sana sığındık, sen ise hep bir mecaz aradın.Adını ilk duyduğumda korktum senden, ilk duyduğumda yemiştim tokatı suratımın ortasına en Osmanlı olanından.Cam kenarından izlerdim seni , el ele dolaşan çiftlerin bir anda kavga edişlerinde, bir sokak köşesinde acımasızdın.Öyle şeyler sığdırmışlar ki sana hiçbir zaman adın kadar kısa olmadın.İçinde barındırdığın cümleler seni yüceltirken bizi hep küçültmüştü.Sana ''Aşk'' demişler bize söyleyecek bir şey kalmamış...
Biz kaçarken senden umutsuzca, acımasız olanın sen olduğunu, bizim ise acınacak bir hale geldiğimizi fark etmiştik.Adında varmış acıtmak, ilk harfin (A)cıya işaretmiş yanında (Ş)efkati barındırıp (K)imsesizleri birleştirmişsin.Her sabaha mutlu uyandıramazdın ya, biz mutluluğu da bölüştürdük haftalara, aylara bazende yıllara parçaladık...
Küçücük bir çocukken anlamıştım aslında anlayamadığım seni, anlamış gibi yaparak.Nedensizce aramak aslolan seni, nereden geleceğini, hangi ışıkta durmak gerektiğini bilmeden.Ben korktuğum anlarda istedim seni, en çokta kendimden korktuğum , sen ister gel ister git, ben en çok gel-gitlerinde öğrendim seni...
23 Aralık 2010 Perşembe
19 Aralık 2010 Pazar
Belkilerin Umudu
Hani bir parça umut ararsın ya hayattan, beklemediğin bir anda karşına çıksın ve sarılsın sana istersin özlemine kavuşan bir anne bir evlat veya bir aşık gibi.Sen yolunu uzattıkça o gelmemekte kararlı sen ise onu aramakta, bulacağım diye dizersin belkileri sıraya her yarına bir belki koyarsın.Hayatına yeni bir anlam katarsın olmayani, belki de hiç olmayacak bir şeyi ararken, lakin bırakamazsın da, bıraktığın an her şeyin biteceğinden korkarak...
Biz umudu taso savaşlarında öğrenmiş nesilleriz her oyunda daha fazlasını umarak, kazanamayacağımızı bildiğimizde bile daha hırslı savaşarak.Kendimizle savaştık çoğu kez en içten duygularla yüzleşip doyma hissine hiçbir zaman ulaşamadık.Küçük bir çocuğun feryadıydık aslında, geceleri korkusundan uyuyamayan ve battaniyeleri kendine siper oluşturan çocuklar...
Hayat, yol kenarı çizgileri gibi olmalı derdi babam her biri düz ama aralarda boşluklu anlamazdım küçükken ve o her defasında anlatmazdı.Kendin bulacaksın diyerek avuturdu küçük düşlerimi ve ben farkında olmadan, yol kenarlarından giderek bulmuştum.Umudu anlatmıştı, milyonlarca cümleye sığmayacak bir şeyi birkaç kelimeye sığdırarak ben ise, çocukluk düşlerimi terk ettiğimde anlamıştım.O zamandan beri koşuyorum işte o zamandan beri her umuduma yeni birini ekliyorum.Çünkü ben u-mutsuzluğu ikiye ayırmıştım zamanında ikisi de birbirinden acımasız olduğundan..
Ve birgün bitmesin diye düşlerimiz, sınırlardan düşmeyelim diye ve sonucunu bilmediğimiz savaşlara girdiğimizde bile en iyi arkadaşı olmalı insanın bu dört harf, her sabah onunla uyanıp onunla yatağa girmeliyiz.Belkiler kadar yakın cümleler kurmalıyız hayatımıza belki birazdan gelecek diyerek...
Her umut başka bir kapıyı çalar aslında yanlışlıkla basılan ziller gibidir, şansını denersin her seferinde bilmediğin bir evi ararken.İnat edersin, etmelisin de her yanlış zil seni doğruya götürecektir.Ama o yanlışlarla yürümemek yapman gereken yoksa sende çoktan yanlış olursun...
Zafere ulaşacağını bilmesen de arkadaş, eğer ki yanındaysa dört harf belkilerle savaşmaya devam etmelisin.Çünkü savaşmayı sever bu hayat, işte bu yüzden o sana vurmadan sen darbeni yap ve Umut et...
Biz umudu taso savaşlarında öğrenmiş nesilleriz her oyunda daha fazlasını umarak, kazanamayacağımızı bildiğimizde bile daha hırslı savaşarak.Kendimizle savaştık çoğu kez en içten duygularla yüzleşip doyma hissine hiçbir zaman ulaşamadık.Küçük bir çocuğun feryadıydık aslında, geceleri korkusundan uyuyamayan ve battaniyeleri kendine siper oluşturan çocuklar...
Hayat, yol kenarı çizgileri gibi olmalı derdi babam her biri düz ama aralarda boşluklu anlamazdım küçükken ve o her defasında anlatmazdı.Kendin bulacaksın diyerek avuturdu küçük düşlerimi ve ben farkında olmadan, yol kenarlarından giderek bulmuştum.Umudu anlatmıştı, milyonlarca cümleye sığmayacak bir şeyi birkaç kelimeye sığdırarak ben ise, çocukluk düşlerimi terk ettiğimde anlamıştım.O zamandan beri koşuyorum işte o zamandan beri her umuduma yeni birini ekliyorum.Çünkü ben u-mutsuzluğu ikiye ayırmıştım zamanında ikisi de birbirinden acımasız olduğundan..
Ve birgün bitmesin diye düşlerimiz, sınırlardan düşmeyelim diye ve sonucunu bilmediğimiz savaşlara girdiğimizde bile en iyi arkadaşı olmalı insanın bu dört harf, her sabah onunla uyanıp onunla yatağa girmeliyiz.Belkiler kadar yakın cümleler kurmalıyız hayatımıza belki birazdan gelecek diyerek...
Her umut başka bir kapıyı çalar aslında yanlışlıkla basılan ziller gibidir, şansını denersin her seferinde bilmediğin bir evi ararken.İnat edersin, etmelisin de her yanlış zil seni doğruya götürecektir.Ama o yanlışlarla yürümemek yapman gereken yoksa sende çoktan yanlış olursun...
Zafere ulaşacağını bilmesen de arkadaş, eğer ki yanındaysa dört harf belkilerle savaşmaya devam etmelisin.Çünkü savaşmayı sever bu hayat, işte bu yüzden o sana vurmadan sen darbeni yap ve Umut et...
15 Aralık 2010 Çarşamba
Camdan Hayaller
En cok sevilen yerdir cam kenarlari, ilk tercih edilen bilet alirken ozellikle istenilen belki dusunmek icin belki de sadece izlemek icin.Ama benim sevmedigimdir.Görürsün heryeri uzaktan, gidemedigim yerlerdir onlar aslinda gitmek isteyipte..
Birseyi, kisiyi uzaktan sevmek diye bir tabir varya hani cokta gecerli bi kavram degil aslinda.Onlar benim gezemedigim yerler her otobus yolculugunda merak ettigim ama durupta inemedigim.Hani delilik ya birgun inecegim once bir cam kenari sececegim, ilk gördüğüm yerde inecegim nerede olduğumu bilmeden kimseyi tanimadan kimse beni tanimadan iste o zaman anlam bulacak cam kenarlari, iste o zaman sevecegim...
Ve bazen dertleşenler gördüm cam kenarlarinda hüzüne boğulanlar, hani teksin ya uzaklasiyorsun sanki, birazcik temizleniyorsun kirlilikten, kaldığınn sehrin gürültüsünden.Bilmiyorsun ya nedir burasi, nasıldır guzel geliyor cam kenarindan izlemek.Dost oluyorsun o sehirle, o dag o cesmeyle keske diyorsun içten içe, keşke burada olsam, ne degişecek bilmeden.Kaçmaktir bu aslinda bir kurtulus bir yeniden doğum, baslangic ustune baslangıçtır sonunu bildigin lakin yaşamak istedigin.İste cam kenarlarini bu yüzden sevmem cunku yapamam biliyorum, herseyi bir kenara birakip sıfırlanamam film degil ya hayatımız, başka sehir baska iş olmaz arkadas kolay kolay...
Hayatı otobus yolculuklarinda gecmis insanlar bilirim hele ki universite ogrencileri onlar en cok yaralanandir.Genclik ya dolu dizgin bir hayat istersin, heryere gitmek herkesle tanışmak.Gelmiyecek zamanlarin derler ya buyukler aynen oyle gelmeyecek arkadas bunlar, minubuslerde ogrenci abi demiyeceksin bir restauranta gittiğinde ögrenci indirimi var mı olmayacak ve bir cam kenari olacak hayatın.Sadece izleyeceksin yasamını sadece bakacaksin uzaktan.Ekmek kavgası icin ordan oraya cam kenari olacaksin...
İste bu yüzden arkadas sen cam kenari olma, cam kenarından bakamayan ol, ki içinde kalmasin görüpte suyunu icemedegin cesmeler...
Yap be arkadas bir gun yap, delilik degil al bir cam kenarindan bilet kafana essin ve in, inan bende yapacagim yapamadigim zamanlarin anisina...
Birseyi, kisiyi uzaktan sevmek diye bir tabir varya hani cokta gecerli bi kavram degil aslinda.Onlar benim gezemedigim yerler her otobus yolculugunda merak ettigim ama durupta inemedigim.Hani delilik ya birgun inecegim once bir cam kenari sececegim, ilk gördüğüm yerde inecegim nerede olduğumu bilmeden kimseyi tanimadan kimse beni tanimadan iste o zaman anlam bulacak cam kenarlari, iste o zaman sevecegim...
Ve bazen dertleşenler gördüm cam kenarlarinda hüzüne boğulanlar, hani teksin ya uzaklasiyorsun sanki, birazcik temizleniyorsun kirlilikten, kaldığınn sehrin gürültüsünden.Bilmiyorsun ya nedir burasi, nasıldır guzel geliyor cam kenarindan izlemek.Dost oluyorsun o sehirle, o dag o cesmeyle keske diyorsun içten içe, keşke burada olsam, ne degişecek bilmeden.Kaçmaktir bu aslinda bir kurtulus bir yeniden doğum, baslangic ustune baslangıçtır sonunu bildigin lakin yaşamak istedigin.İste cam kenarlarini bu yüzden sevmem cunku yapamam biliyorum, herseyi bir kenara birakip sıfırlanamam film degil ya hayatımız, başka sehir baska iş olmaz arkadas kolay kolay...
Hayatı otobus yolculuklarinda gecmis insanlar bilirim hele ki universite ogrencileri onlar en cok yaralanandir.Genclik ya dolu dizgin bir hayat istersin, heryere gitmek herkesle tanışmak.Gelmiyecek zamanlarin derler ya buyukler aynen oyle gelmeyecek arkadas bunlar, minubuslerde ogrenci abi demiyeceksin bir restauranta gittiğinde ögrenci indirimi var mı olmayacak ve bir cam kenari olacak hayatın.Sadece izleyeceksin yasamını sadece bakacaksin uzaktan.Ekmek kavgası icin ordan oraya cam kenari olacaksin...
İste bu yüzden arkadas sen cam kenari olma, cam kenarından bakamayan ol, ki içinde kalmasin görüpte suyunu icemedegin cesmeler...
Yap be arkadas bir gun yap, delilik degil al bir cam kenarindan bilet kafana essin ve in, inan bende yapacagim yapamadigim zamanlarin anisina...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)