23 Aralık 2010 Perşembe

Adını Hala Bulamadım

   Okuduğum şiirlerin birinde görmüştüm ilk seni, küçüktüm, daha ne olduğunu bilemedim.Hangi mısrayı okusam hep anlayamadığım bir şey olmuştun, sonra bir baktım her yol sana çıkar olmuş.Savaşlarda bile seni arar olmuş insanlar, filmin birinde görmüştüm seni, çok oldu anlamıyordum, kimse de anlatamıyordu.Çocuktum daha, en arka sırada oturan kız  yüzüme güldüğünde görmüştüm seni, umutsuzca bakmıştım sana ve içimde ki bütün yollar sana çıkar olmuştu.Ben anlamıyordum seni ve sen içimi ısıtırken ben adını bile bilmiyordum.Sakızların içinden çıkan kağıtlarda görmüştüm seni, iki el vardı birbirine sımsıkı bağlanan ve ben adını hiç bilmediğim zamanlarda öğrendim seni...
   
    Yağmurlu sabahlardan korkarak uyanırdım hep ve her uyanışta aklıma ilk sen gelirdin.Güneşin açmadığı sabahlarda belki de hiç açmayacağı pencerelerden ilk sana bakmıştım.Ben adını ilk duyduğumda korkmuştum senden, adın acıya, adın mutluluğa biraz da hasrete işaretmiş.Korkulu zamanlarımın ilk durağı olmuştun, ben her korktuğumda sana sığınırdım, senden korktuğum zamanlarda ise kendimden kaçar olmuştum...

     Gökkuşağını ilk gördüğümde anlamıştım senin ne kadar özel olduğunu, ama kimseye anlatamamıştım.Ben 13 yaşındaydım seni okuduğumda, anlamadığım sözlerin arasından sana uzanıyordum, sen ise bana hep uzaktın.Önce isimlerle girdin hayatıma Nazlı oldun , Sevimli oldun bazende dilimdeki Ezgi oldun.Vazgeçilmeyecek zamanlarda vazgeçtiğim oldun ya da vazgeçilen oldum.Şarkılar hep senin için çalındı, biz ise müzikalinde oynayan figüranlar gibiydik.Hiçbir şarkıda kahraman olamadık, her şarkıyı sen başlattın perdeyi biz kapattık...
     
     Cami avlusuna bırakılan bir çocuk kadar yalın girmiştik bu yola, kimse bilmedi ne olacağımızı, kim olamayacağızı, tek dert nasıl başlayacağı sonra ise nasıl bitireceğimiz.Güvensizdik çoğu kez, karşımızdakine değil de hayata güven duymadık.Her birimiz korkaktı, geceleri gördüğümüz kabusları bütün güne yayarken umutsuzlaştık.Dizilerden bir parçaydık çoğu kez, kızlar Latin dizilerinde ki aşkın peşinde biz ise Yeşilçam dizilerinin gururluluğunda.Çoğu kez tamirci çırağı olduk, onlar ise zengin ailenin biricik kızı  oldular...
   
     Bütün mecazlardan kaçarak sana sığındık, sen ise hep bir mecaz aradın.Adını ilk duyduğumda korktum senden, ilk duyduğumda yemiştim tokatı suratımın ortasına en Osmanlı olanından.Cam kenarından izlerdim seni , el ele dolaşan çiftlerin bir anda kavga edişlerinde, bir sokak köşesinde acımasızdın.Öyle şeyler sığdırmışlar ki sana hiçbir zaman adın kadar kısa olmadın.İçinde barındırdığın cümleler seni yüceltirken bizi hep küçültmüştü.Sana ''Aşk'' demişler bize söyleyecek bir şey kalmamış...
   
     Biz kaçarken senden umutsuzca, acımasız olanın sen olduğunu, bizim ise acınacak bir hale geldiğimizi fark etmiştik.Adında varmış acıtmak, ilk harfin (A)cıya işaretmiş yanında (Ş)efkati barındırıp (K)imsesizleri birleştirmişsin.Her sabaha mutlu uyandıramazdın ya, biz mutluluğu da bölüştürdük haftalara, aylara bazende yıllara parçaladık...

    Küçücük bir çocukken anlamıştım aslında anlayamadığım seni, anlamış gibi yaparak.Nedensizce aramak aslolan seni, nereden geleceğini, hangi ışıkta durmak gerektiğini bilmeden.Ben korktuğum anlarda istedim seni, en çokta kendimden korktuğum , sen ister gel ister git, ben en çok  gel-gitlerinde öğrendim seni...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder